29 06 2006

Hep bir yerlere, bir şeylere yetişme telaşındasınız değil mi?

Hep bir yerlere, bir şeylere yetişme telaşındasınız değil mi? Hiç vaktiniz yok, "Fast live", "Fast food", "Fast music", "Fast love"... Dikte ettirilen "yükselen değerler", "in" ler, "out" lar... Buna benzer bir odada, şanslıysanız gökyüzünü görebilen bir pencere ardında bitecek hepsi. Dostluğu klavyelerinde, yaşamı monitörlerinde arayanlar, Size sesleniyorum! Hangi tuş daha etkilidir ki sıcacık bir gülüşten ya da hangi program verebilir bir ağaç gölgesinde uyumanın keyfini? Copy-paste yapabilir misiniz dalgaların sahille buluşmasını? İçinizi ısıtan gün ışığını gönderebilir misiniz maille arkadaşlarınıza? Sevgiyi tuşlarla mı yazarsınız? Öpüşmek için hangi tuşlara basmak gerekir? Ya da geri dönüşüm kutusunda saklanabilir mi kaybolan zaman? Doğayı bilgisayarlarına döşeyenler, neden görmezsiniz bahçedeki akasyanın tomurcuklandığını? Ve ıslak toprak kokusu var mıdır dosyalarınız arasında? Koklamak, duymak, dokunmak, yok mu yaşam skalanızda? Bilgi toplumu oldunuz da, duygu toplumu olmanıza megabaytlarınız mı yetmiyor?Müşfik KENTER ... Devamı

28 06 2006

İncinin Öyküsü - Ümitsiz olmayın, Ümit siz olun!

Okyanusun dibinde yatan bir istiridye, su uzerinden akip gecsin diye,kabugunu acmis. Su icinden gecerken,solungaclari yiyecek toplayip midesinegonderiyormus. Aniden, yakinindaki bir balik, bir kuyruk darbesiyle kum veçamur firtinasi yaratmis. Istiridye de kumdan nefret edermis; zira kum oylesine puruzluymus ki kabugunun icine kacarsa son derece rahatsiz olurmus. Istiridye derhal kabugunu kapamis ama cok gec kalmis; Sert vepuruzlu bir kum tanecigi iceri girip, ic derisi ile kabugun arasinayerlesmis.Kum tanesi istiridyeyi ne cok rahatsiz ediyormus. Ama, kabugunun icinikaplamasi icin kendine verilmis olan salgi hucresini hemen calistirarak,minik kum tanesinin ustunu kaplamaya baslamis; ta ki, nefis, parlak veduzgun bir ortu olusana kadar...Istiridye, yillar yili, minik kum taneciginin ustune katlar eklemeye devametmis ve sonunda muthis guzel, parlak ve son derece degerli bir inciolusmus. Karsi karsiya oldugumuz problemler bu kum tanecigine benzer, bizirahatsiz ederler ve niye bize bu derece eziyet cektirip asabilestirdiklerinesasariz;fakat ; ... azmin getirdigi cesaret ve kuvvetle, sorunlarimizin vezayifliklarimizinustesinden geliriz. ...daha alcakgonullu, isteklerimizde daha israrli,cevremizdekilere daha yakin, daha akilli ve sorunlarimiza karsi dahadayanikli hale geliriz. ...gizli gücümüzle, yasamımızdaki pürüzlü kumtaneciklerini, bize kuvvet veren ümit ve ilham kaynagi olan degerli incileredönüstürürüz....   ümitsiz olmayınümit siz olun.... ... Devamı

18 06 2006

HAYAT YANSIMADAN İBARETTİR....!!!

Yaşamın Yankısı Bir adam ve oğlu ormanda yürüyüş yapıyorlarmış. Birden çocuk ayağı takılıp düşüyor ve cani yanıp 'AHHHHH' diye bağırıyor. İleride bir dağın tepesinden 'AHHHHH' diye bir ses duyuyor ve şaşırıyor. Merak ediyor ve - ''Sen kimsin?'' diye bağırıyor. Aldığı cevap 'Sen kimsin?' oluyor. Aldığı cevaba kızıp - ''Sen bir korkaksın!'' diye tekrar bağırıyor. Dağdan gelen ses 'Sen bir korkaksın!' diye cevap veriyor. Çocuk babasına dönüp - ''Baba ne oluyor böyle?'' diye soruyor. - ''Oğlum'' der babası, ''Dinle ve öğren!'' ve dağa dönüp ''Sana hayranım!'' diye bağırıyor. Gelen cevap ''Sana hayranım!'' oluyor. Baba tekrar bağırıyor, ''Sen muhteşemsin!'' Gelen cevap; ''Sen muhteşemsin!'. Çocuk çok şaşırıyor, ama halen ne olduğunu anlayamıyor. Babası açıklamasını yapıyor: - ''İnsanlar buna yankı derler, ama aslında bu yaşamdır. Yaşam daima sana senin verdiklerini geri verir. Yaşam yaptığımız davranışların aynasıdır. Daha fazla sevgi istediğin zaman daha çok sev! Daha fazla Şefkat istediğinde, daha şefkatli ol! Saygı istiyorsan insanlara daha çok saygı duy. İnsanların sabırlı olmasını istiyorsan sen de daha sabırlı olmayı öğren. Bu kural yaşamımızın bir parçasıdır, her kesiti için geçerlidir.'' Yaşam bir tesadüf değil, yaptıklarınızın aynada bir yansımasıdır. ... Devamı

17 06 2006

Yılmaz Erdoğan...

  Susuştu yüzün bir ufukta bitiyor yüzün ve başka bir gökyüzü başlıyor komşu ellerle sarmalanıyorsun yanıyorsun... ne kadar övülsen az avazım çıktığı kadar susuyorum ismindeki sesli harfleri mayınlı bir gülümsemeyle senin karasularında olmak üstünde ilkbahar bir entari; sanki yeniden eski bir öyküye başlamak... yüzündeki o billur akşam kahvaltısı sürgülerken özümü, ne kadarını sustuk konuştuklarımızın?...       GÜLÜŞÜN Gülüşünde bir mana var, Saklayamazsın. Sarılışında ne düşler, Ne düşükler, Sakınamazsın. Aynı yolları, Kimsesiz mekanları, Birlikte özleme hasreti... Yalnızlığımın dert ortağı gastrit... Gülüşünde bir mana var, Saklayamazsın. Bütün iç savaşlarda, Rehin alındı bu yürek Kandıramazsın. Hangi çekilişin Büyük ikramiyesi bu, En uzak sevişmelerin Yeni yetme utancı. Lakin aşk, Biraz da utanmaktır yaşamaktan, Sakınamazsın... Yeni yetmelik işine gelince: O zaten hepimizin gizli öznesi Türkçede var. Bazı dillerde yok. Gülüşünde bir mana var, Saklayamazsın. Kime niyet kime felaket bu aşk, Anlayamazsın. Ödümüz patlıyor acı çekmekten Oysa; Biraz da acıdır, Aşkın mayası. Kaçınamazsın. Gülüşündeki manayı saklayamazsın. Tutunacak yerimiz yok, Resmi tutanaklarda. Gülüşünde bin yıllık hasret var, Saklayamazsın. .......................... Bu yazık karşılaşmanın Alnımıza çakılıyor anafikri: Aşka cesaretimiz yoksa Başka zaman görüşürüz     Acaba? ... Devamı

18 06 2006

Orhan Veli Kanik....

  Hürriyete doğru Gün doğmadan, Deniz daha bembeyazken çıkacaksın yola. Kürekleri tutmanın şehveti avuçlarında, içinde bir iş görmenin saadeti, Gideceksin; Gideceksin ırıpların çalkantısında. Balıklar çıkacak yoluna, karşıcı; Sevineceksin. Ağları silkeledikçe Deniz gelecek eline pul pul; Ruhları sustuğu vakit martıların, Kayalıklardaki mezarlarında, Birden, Bir kıyamettir kopacak ufuklarda. Deniz kızları mı dersin, kuşlar mı dersin; Bayramlar seyranlar mı dersin, şenlikler cümbüşler mi? Gelin alayları, teller, duvaklar, donanmalar mı ? Heeeey ! Ne duruyorsun be, at kendini denize; Geride bekleyenin varmış, aldırma; Görmüyor musun, her yanda hürriyet; Yelken ol, kürek ol, dümen ol, balık ol, su ol; Git gidebildiğin yere. DALGA   Mesut sanmak için kendimi Ne kağıt isterim,ne kalem Parmaklarımda sigaram Dalar giderim mavisinden içeri Karşımda duran resmin..   Giderim deniz çeker Deniz çeker,dünya tutar İçkiye benzer birşey mi var Birşey mi var ki havada Deli eder insanı,sarhoş eder?   Bilirim,yalan,hepsi yalan Taka olduğum,tekne olduğum yalan Suların kaburgalarımdaki serinliği İskotada uğuldayan rüzgar Haftalarca dinmeyen motor sesi Yalan....   Ama gene de Gene de güzel günler geçirebilirim Geçirebilirim bu mavilikte Suda yüzen karpuz kabuğundan farksız Ağacın gökyüzüne vuran aksinden Her sabah erikleri saran buğudan Buğudan, sisten,ışıktan,kokudan...   Ne kağıt yeter ne kalem Mesut sanmam için kendimi Bunların hepsi...hepsi fasafiso Ne takayım, ne tekneyim Öyle bir yerde olmalıyım Öyle bir yerde olmalıyım... Devamı

18 06 2006

Nazim Hikmet...

  NAZIM HİKMET'TEN BİR FOTOĞRAFA Karşımdasın işte... Bana bakmasan da oradasın, görüyorum seni. Ah benim sevdasında bencil, yüreğinde sağlam sevdiğim. Kalbime gömdüm sözlerimi, ceset torbası oldu yüreğim. Tıkandığım o an, Elimi nereye koyacağımı şaşırdığım o an işte, Aklımdan o kadar çok şey geçti ki takip edemedim. Ellerim boşlukta, ben darda kaldım. Ellerim buz gibi, ben harda kaldım. Bir senfoni vardı kulağımda çalınan, bitti artık hepsi... Köşeme çekildim, hani hep kaldığım köşeme. Bakış açım belli oldu yine. Geride kalan, ardından bakar gidenlerin. Bir meltem olacak rüzgarım dahi kalmadı benim. Dağlara çarptım her esişimde. Yollara küfrettim her gidişinde. Demiştim sana hatırlarsan: “Önemli olan ‘zamana bırakmak’ değil, ‘zamanla bırakmamak’tir..” Şimdi bana, geçen o zamanın Unutulmaz sancısı kalır Gittiğim eğer bensem, söyle bana kimden gittim? Sende yoktum zaten ben, ben yine bende bittim...         NAZIM'DAN Kendi kendimizle yarismadayiz gulum Ya olu yildizlara hayati goturecegiz Ya dunyamiza inecek olum.   En guzel deniz: henuz gidilmemis olandir En guzel cocuk: henuz buyumedi En guzel gunlerimiz: henuz yasamadiklarimiz Ve sana soylemek istedigim en guzel soz Henuz soylememis oldugum sozdur.   Umuda bin kursun siksa da olum Unutma umuda kursun islemez gulum.             İnsan Ya hayrandır sana, ya düşman Ya hiç yokmuşsun gibi unutulursun Ya bir dakka bile çıkmazsın akıldan   Hasret Denize d... Devamı

18 06 2006

Özdemir Asaf...

      Umut yapraklari Öyle bir ilk yaz ol ki korkut yaprakları, Öyle bir son yaz ol ki tut yaprakları, Sararıp dökülürken güz rüzgârlarında Ardında savrulsunlar, unut yaprakları. Sevinçlerinde onlar vardı, hüzünlerinde onlar Seninle yeşerdiler, seninle soldular.. Olsunlar senden sonra da umut yaprakları.     KELİMELER     Yarıda kalmış aşklarının hesapları içinde   Denizlere açıldı içimizden biri   Niçin gittiğini söylemeden.   Doyulmamış arzularla doluydu yelkenleri.   Yıpranmış kelimelerin verdiği güvenden.   Bulacak sanıyordu yenilikleri.   Her an bir yeni su vardı,   Her yeni suda bir yeni an.   Deniz, dalgalarıyla gösteriyordu dışından   Yaşananla düşünülenler arasındaki farkı.   Bitmiyordu köpüklerle renkler   Bir başka damlada, bir başka ışıkta başlamadan.   Gözlerinin önünde bir oyun, ardında bir oyun.   Dışında ne varsa yeni, ne varsa gerçek.   Yeni manzaralarla gelen yeni duygular   Hani, eski kelimelerle olmasa   İnsanın ömrünce devam edecek.   Gözlerinin önünde bir oyun, ardında bir oyun.   Anladı,ölmekle yaşamanın birleştiği noktada   Yeni rüzgarlarla esen yeni korkulara   Yeniliklerini bağışlamayan kelimelerin   Nasıl düşman sığınaklar halinde direndiğini.   Anladı, bütün olmuşlarla olanların   Ve bütün olacakların   O kelimelerin içinde   Kendisine varmadan eskidiğini.         ... Devamı

04 03 2009

Hoscakal Yusuf Hayaloglu...

İşte şiirine en yüksek teklifi alan şair HEM ŞAİR, HEM RESSAM, HEM DE MÜZİK ADAMIYDI AMA YILLARCA BEKLEDİ. EMEĞİNİN GERÇEK KARŞILIĞINI BULMASI İÇİN BEKLEDİ. BU BEDEL YÜKSEKTİ. ÇÜNKÜ BİR ŞEYİN DEĞERİ BEDELİYLE MENKULDÜ. VE O FİYAT VERİLDİ. SADECE DOKUZ ŞİİR İÇİN TAM 125 BİN DOLAR ALDI, KASETE OKUDU. ŞİMDİ KİTAP YOLDA.. Yusuf Hayaloğlu’ndan bahsediyoruz. Onlarca sanatçının okuduğu 'Dağlarda kar olsaydım' yada İbrahim Tatlıses’in meşhur 'Nankör kedi' gibi türkülerinin yaratıcısı.. Veya 'Yorgun Demokrat'ın, 'Nazlıcan ve Bedirhan'ın, 'Hani benim gençliğim'in, 'Bir acayip adam'ın ve yüzlercesinin şairi... Ezilenleri, altta kalanları, tutunamayanları bir baltaya sap olamayanları yazıyor. Yusuf Hayaloğlu, hayata bakışını, neden bu kadar beklediğini, şiirlerinin arkasındaki bilinmeyen dünyasını İMEDYA’ya anlattı. Pazar günü ikindi vakti Cihangir’de bir apartmanın giriş katındaki küçük dairesinin kapısını çaldığımızda, tatlı gülümsemesiyle karşıladı bizi. Tek başınaydı. Ne bir koruması, nede menejeri vardı yanında. Önce vakti geldiği için arka taraftaki şirin bahçesini suladı, sonra soğuk bir şeyler ikram etti, ardından marlborosunu yaktı ve başladık sohbete. 17-18 yaşlarına kadar amaçsız ve bir o kadar haşarı geçen gençliğini anlattı önce. Kendisini hiç inşa etmemiş bir insandı. Ardından gelen yoğun bir araştırma öğrenme dönemi.. Ama ne araştırma.. Kur’an’dan Marksizm’e, Maosizm’e, Budizm’den Freud’a kadar bütün felsefeler ve dogmalar.. ''Kendime bir iç şemşiye aradım. Bunu buluncaya kadar hiçbir örgüte, partiye, derneğe girmedim.'' diyor Yusuf Hayaloğlu: ''Bütün bu ... Devamı

18 06 2006

Can Yücel...

        Yaprak Dökümü Sararıp dökülmeden önce kızaran yapraklar ki onlar Şan verdiler ortalığa bütün bir sonbahar Mevsim dönüp de yeniden yeşermeye başlayınca rüzgâr Çıplağında o atın yine onlar koşacaklar O çocuklar O yapraklar O şarabî eşkiyalar Onlar da olmasalar benim gayrı kimim var?     Sakız Ağacı O bir sakız ağacıydı, alelade; Bir gün o yeşil sahile çıktı geldi, O zaman bu zamandır memnun yerinden; Seyreder bulutları, göğü, denizi. Titreşirdi rüzgârla güneşli yaprakları; Ömür sürdü öyle hoşnut dünyasından, Aydınlıktan uyku tutmazdı bazı geceler, Motor sesleri duyulurdu uzaklardan. Tanrı adını işitmedi ömründe; İnanmadan da madem yaşanıyor diye, Rüzgârlı bir kıyıda, sevinç içinde, Yaşamak dururken düşünmek niye? Anmadı geçenleri bir defa bile; Ne uğraşır mesut olan gelecekle? Bir avare misali, günü gününe, O bir sakız ağacıydı, yaşadı sade.   Seninle Olmak...   Seninle olmanın en güzel yanı ne biliyor musun? Elin elime değmeden avuçlarımı terleten sıcaklığnı taa içimde hissetmek . Seninle olmanın en kötü yanı ne biliyor musn ? ''Seni seviyorum'' sözcüğü dilimin ucunu ısırırken her konuşmamzda boş yere saatlerce havadn sudn söz etmek. Seninle olmanın en heyecanlı yanı ne biliyor musn? Aynı şeyleri seninle aynı anda düşünmek birlikte ağlamk gülmek. Ve buradayken bile seni çılgınca özlemek. Seninle olmanın en acı yanı ne biliyor musun? Seni hiç tanımadığım bir sürü insanlarla paylaşmak. Senin yanında olan seninle konuşan herkesi ço... Devamı

18 06 2006

Sevgi.... Ask... Tutku üzerine......!!!

  Bir papatya tarlasi düsün... İlkbahar ayi... Ve sen, onun yanindan geçen yolda yürüyorsun... Ve o papatya tarlasinda bir papatya dikkatini çeker... Binlercesinden birisidir ama sen, onun yanina gidersin... Onda seni çeken bir seyler vardir... O papatyayi oldugu yerden koparirsin... Sadece senin olsun istersin, sadece senin.. Ölecegini düsünmeden. Ve gidersin o tarladan... Içindeki siddetin durduramadigi bir bencillik am a bir o kadar güzel ve hapsedici. Iste bu TUTKU... ********************************************************************************************** Yine o tarlanin kenarindaki yolda yürüyorsundur.. Yine milyonlarcasi arasinda bir tanesi seni çeker... Yaklasirsin, yanina gidersin o papatyanin... Gözlerin baskasini görmez olur o an. Onun için herseyi yapmak istersin... Dokunmak istersin... Dokunamazsin, orda, onunla ölmek istersin. Ama birden hafif bir rüzgar eser ve bir baska güzel çiçek kokusu gelir burnuna... Dayanamazsin onun kokusuna... Unutturur herseyi bir anda ve o kokunun geldigi yöne gidersin... O papatya orda kalmistir, yüreginin bir kenarinda... Paylaşılmamıştır bir çok sey... Unutulmaz belki ama geri de dönülmez ona.. İşte bu AŞK... ********************************************************************************************** Yine o yoldasin... Papatya tarlasinin yanindan geçen... Ve yine bir papatya... Milyonlarcasının içinde seni çeker... Gidersin yanina... Orda kalakalirsin... O hiç ölmesin diye her şeyi yaparsin... Tüm gücünle onunla olmak istersin... Oradan seni koparacak hiç bir güç olmadigina inanirsin... Ve orda onunla ölene kadar birlikte kalirsin... ... Devamı