ANILAR...!!!

"çok şey başlar çok şey biter... bitmeyen anılardır. anılar bitmeyi bilmezler ve bir uğultu gibi savrulurlar yüreklerde, dinmezler..."
diye
Yilmaz Odabasi´nin bir yazisindaki cümleyi okuyorum...
Gercekten de insan bu günü yasarken, ne kadar cok maziye dogru savrulyor.
Hic bir gün gecmiyor, yasadigim her hangi bir olay bana maziyi canlandirmasin.
Anilarda kaybolamak???
Yada 'ben bu günü ve simdiyi yasarim' diyenlerden olmak mi???
Ben sahsen itiraf etmem gerekirse, arada bir anilarima dönmeyi ve gecmisimi hatirlamayi seviyorum.
Yasadiklarim benim icin bügünümü ve gelecegimi zenginlestiren birer hazine...
Acisi
ve
Tatlisi...
ile yaptiklerimi, gördüklerimi, duyduklarimi ve hissettiklerimi tekrar hatirlamak beni mutlu ediyor.
Olumlu düsünceyi savunan bir cok kitapta, gecmisi gesmicte birakip, glecege bakmanin ve dönmenin dogru oldugu savunuluyor.
Elbet böyle bir yetenege sahip olmak cok degerli ve önemli.
Bunu kabul ediyorum, ama neden bugün ve simdiyi yasarken arada bir gecmisi hatirlamayim???
Ne zarari olabilirki?!?!?
Neden bana mutluluk veren, beni heyecanlandiran anlarin tekrar tadina varmayim???
Neden beni güldüren olaylara tekrar gülmeyim ve üzüldügüm anlara tekrar aglamayayim???
Ve...
Neden tekrar hissetmeyim yasadigim bunalimlarimi, korkularimi, umutsuzluklarimi???
"Ben" degilimiyim aci tatli deneyimlerimin eseri...
Beni bu gün var eden ve beni "ben" yapan gecmisim degilmi???
Mutlu, saglikli ve neseli yeni bir yil gecirmeniz dilegi ile!
31/12/2008 | Kategori:ANI DEFTERIM ve aklima takilanlar | (1) Yorum yaz! Baglanti
Her macera...!!!

„Her macera senden bir karar ötede!!!“
Lisz Hirn
Bu sözü okudugumda:
Önce” macera” kelimesini farkli degerlendirdim..
Yani “Macera”: Yeni, kalici olmayan, gecici bir serüven yasamak…
Hani kadin/erkek iliskilerinde yasanan iliskiyi “macera” – gecici olarak görmek.
Fakat biraz üzerinde daha detayli durunca, düsününce, “macera” ya atilmayi hayatimin bir parcasi olarak gördüm…
Tüm kararlarim ve hayatimdaki yenilikler aslinda bir macera… Bir maceranin baslangici
Hayatimin tadi tuzu eksik gib geldiginde…
Hep bir seylerin pesinde kostugumda veya, bir seyler yasama hevesi icinde oldugumda…
macera basliyor benim icin:
Bu istek benim dogamda var saniyorum…
Maceraya – özlem!?!?
Her zaman yaptigimin ve yasadigimin disinda bir seyler yapmak ve yasamak...
Belki bu özlem ve istek her insanin icinde ya da dogasinda vardir…
Alisilmisin disina cikmak ve yeni bir seyler yasamak….
Ama bu cesaret her insan da yok ne yazik ki…
Cünkü zordur rahat ve konforlu olan yasamin disina cikmak ve yeni bir seyler denemek…
Bilinmeyen bir yola cikmak…
Ben seviyorum
Bilinmeyen
Yeni
Heyecanli
bir maceraya atilmayi….
Evet yorucu oluyor…
Fakat…
Yenilikler, bilinmeyen beni mutlu ediyor…
sasirtiyor
gelistiriyor
ve bana bir seyler ögretiyor.
yani
“Macera” gecici heves degil…
Aldigimiz kararlarin dogrultusunda… yasayacagimiz yeniliklerin, heyecanlarin baslangici degilmi aslinda?
Maceraya atilmanin olumsuz ne yönü olabilir ki???
Hayatin tadi tuzu “Macera”
Yeniliklerden, alisilmisin disina cikmaktan korkmamali…
Bir kelime “macera”
ve
farkli pencerelerden analize etmek…
Yine öylesine aklima takildi iste…
21/9/2008 | Kategori:ANI DEFTERIM ve aklima takilanlar | (0) Yorum yaz! Baglanti
Anlatamiyorum...!!!

YANLIS ANLAMA IHTIMALI
1- Dusundugunuz,
2- Soylemek istediginiz,
3- Soylediginizi sandiginiz,
4- Soylediginiz,
5- Karsinizdakinin duymak istedigi,
6- Duydugu,
7- Anlamak istedigi,
8- Anladigini sandigi,
9- Anladigi..
arasinda farklar vardir.
Dolayisiyla insanlarin birbirini yanlis anlamasi icin en az 9 ihtimal var.
Sylviane Herpin
Hep derdim kendimi birilerine anlatmak.
Ne oluyorsa sanki.
Insanlar seni anlasa ne olur, anlamasa ne olur, yanlis anlasa ne olur????
Demek ki benim icin cok önemli, insanlarin beni anlamasi, benim hakkimda ne düsündükleri....
O kadar önemli olmasa, herhalde icten ice beni kemirmez, beni yanlis alayacaklar korkusu,
dogrularimi anlatmak bir eziyet haline gelmez.
Galiba bu duygu ve düsüncelerin temeli cocukluk yillarinda yatiyor.
Eger ki bir cocuga yetisirken hic söz hakki taninmadiysa, sürekli özgüvenini beslemek yerine özgüveni kirildiysa...
iste böyle yetiskin yaslarda kendini sürekli yanlis anlasilmis hissedersin, yada gerekli gereksiz birilerine kendini anlatma cabasi icinde olursun.
Misal bir olay ile karsi karsiya kaldigimda, beni nelerin rahatsiz ettigini, olaya bakis acimi, sonucun ne oldugunu veya olabilecegini anlatiyorum da anlatiyorum.
“Öyle demek istemedim bak”.... “Aslinda sunu anlatmaya calisiyorum”....
Ama genelde ne söylersem söyleyim, karsimda ki sahsin düsüncesini degistiremiyorum tabiki.
Ne oluyor...
Bakiyorum karsimda ki insan ile en ufak ortak noktam bile yok ve hayata baktigimiz pencere cok farkli...
Üstüne hic düsmüyorum, “ne geregi var simdi, kimse ile ugrasama, bosver” diyorum ve uzaklasiyorum....
Kesin bir gün beni anlayacaktir, bir seyler anlatmaya calistigim sahis, ama etrafina baktiginda “simdi seni anliyorum” dediginde ise beni etrafinda bulamayacagi kesin...
En iyisi mi “nasil olsa bir gün anlar” deyip arkama yaslanmak ve ayaklarimi uzatip
beni anlamayan o insana birakmak her seyi.
O anlamaya calissin beni, o yoruslun.
Neden hep ben anlatmaya calisiyorum ki???
Yinede...
Keske insanlar beni anlasa....
Keske ben böyle kendimi yiyip bitirmesem...
Keske kimseden uzaklasmak zorunda kalmasam...
Cünkü insanlari seviyorum, beni yorsalarda...!!!
24/8/2008 | Kategori:ANI DEFTERIM ve aklima takilanlar | (3) Yorum yaz! Baglanti
Gercek ASK...!!!

Internet de gercek ASK Hikayelerini okurken aklima takildi…
Neden hep gercek ASKI arariz?
Ne zaman Gercek ASKI buldugumuza inaniriz?
Aslinda
Hikaye nerdeyse hep ayni!
Her dafasinda Gercek aski buldugunu saniyorsun
Ve sonra
Yanildigini anliyorsun
Ayriliyorsun
Kiriliyorsun
Geziyorsun, tozuyorsun, egleniyorsun
Ve bir kac aylik boslugun pesinden yeniden gercek askin pesinden kosuyorsun
Caresizce her yerde gercek ASKI ariyorsun
Ve buldugunda bu defakinin “o” olduguna emin oluyorsun
Taaki o da gidene dek…
Yeni bir ayrilik acisinin kapyi caldigi andir gitmeler
Ayrilik acisinin ilaci ise zaman derler
Zaman hafizamizdan alip götürür acilari
Daha az düsünürsün
Daha az
Taaki tamamen unutana dek…
Benim hep ilgimi cekmistir, nasil oluyor da birbirini bu kadar cok seven insanlar, ayrildiktan sonra hic bir sey hissetmiyor hale gelebiliyorlar?
Sevgi ölümsüz degilmis demek, sevgi ask da tükkenebiliyormus zamanla.
Herhalde bundan dolayi sürekli gercek askin pesinden kosuyor insan…
Sevdigini, tüm günahlari ve sevaplariyla kabul edebilecegin;
Tüm ciplakligiyla ic dünyani acabilecegin;
“Sonsuza kadar beraber olmak” düsüncesinin korkutmadigi;
“Bu adam/kadin hayatimi birlikte gecirecegim adam/kadin” diyebilecegin;
Sorun ciktiginda cekip gidilmedigi;
Iliskinin devam etmesi icin caba sarf edildigi
bir askin pesinde…
bazen de…
Hayatinda öyle bir noktaya geliyorsun ki…
Bir ayrilik daha kaldiramiyacagini hissediyorsun…
Ve o kisi cogu zaman seni sinir etsede…
Zamaninin cogunda ona kizsanda…
Onsuz yasayamiyacagina kendini inandirmaya calisiyorsun…
bir ayrilik daha kaldiramiyacagin icin.
GERCEK ASKI BULMANIZ DILEGI ILE!
7/5/2008 | Kategori:ANI DEFTERIM ve aklima takilanlar | (1) Yorum yaz! Baglanti
NOKTA (.)

Yazılarımızın cümle bitimlerinde kullanırız nokta işaretini. Devamın da gelen cümle büyük harf ile başlar ve yeni bir konunun veya ifadenin habercisidir.
Tıpkı hayatımızda olduğu gibi , son noktayı koydunuz her neyse hayatınızda , noktadan sonra yaşanacaklar, iyi veya kötü bir hayatın büyük puntolarla geleceğinize asılması gibir.
İnsanlar 3,5- 4 arasında yaşarlar, ya yaşarken 3,5 atarlar yada 4 dörtlük bir hayata yelken açarlar.
Eğer hayatınızda herhangi bir şeye nokta konulması gerekiyorsa , çekinmeden koyun bence. Çünkü noktalı virgül konulmuş bir hayat sürekli mazinizden gelen rüzgarların hayatınızı tıpkı rüzgar gülü sağa sola savrulmasına sebeb olur. Buda kısır döngü içerisnde duygularınızın, kişiliğinizin deprosyon geçirmesine neden olabilir.
Biliyorum, bu yazılanların yapılabilme olasılığı oldukça zordur. Ancak insanlar zorluklar içerisinden çıkarabildiği güzellikleri yaşarken çok daha mutlu olabilirler. Bir bardak suyun içinde bir damla zeytinyağı misali, hem suyun içinde olup hem suya karışmadan yaşayabilmek kocaman yürekli insanların hüneridir.
Hele hele nokta koyduğunuz konu. Noktanın satırbaşı kısmına geçip oradan maziye baktığınızda , yaşanmış hiç bir şeye değmezmiş dedittiriyorsa sizlere. O zaman kendinizi kocaman alkışlayın.
Çektiğiniz tüm çileler,tüm acılar, akıttığınız tüm gözyaşlarınız,kafatasınızdan kustuğunuz özbenliğiniz,yaşadığınız sürece hiç kimsenin dokunmasına izin vermediğiniz gururunuz, sabahın ilk saatlerine dek beyninizi kemiren kendi kendinize sorduğunuz sorularınız, almadığınız cevaplarınız,adına fedakarlık deyip kendinizi parça parça etmeniz, aldığınız nefesin adını koyduğunuz, yani sizi siz yapan ve sizden akan herşeyiniz, güngelip de insan kılığına girmiş hayat süren leşler tarafından sadece ve sadece kahpe gülücüklere kurban ediliyorsa . Çok ama çok şey yaşadığınızı zannedip , aslında sizin o çok dediklerinizin hiç bir şey olmadığı yüzünüze tükürüldüğünde, koyduğunuz noktanın ne kadar değerli olduğunu bir kez daha beyninize kazınacaktır.
Tüm yeminlerinize karşı kendinizi inandıramadığınız hayatın anlık dilimlerinde, inanılmamış yaşanmış olmak, gelecekde sizin inandıklarınıza sakın ama sakın darbe vurmasın, çünkü inançlarınız erimeye başladığında mutlak sizden birşeyleri götürecektir.
Hayatın virgülleri arasında , kahpe gülücükler, iğrenç insanlar hep vardı ve hep var olacaklardır.
Her zaman deri ben kış ne kadar çetin geçerse geçsin bahara hazırlık yapar. Eğer birşeylere nokta koymuş ve arkasında durabilmişseniz. BUndan sonra hayatınız daki virgüllerin arasında mutlak baharı yakalayacaksınızdır.
Noktalarınız kuvvetli, virgülleriniz yaşanası olsun
Kenan Gül
pirpirim.net
Yazilarini begenerek okudugum kenan beyin dün istanbulda bir tarfik kazasinda hayatini yitirdigini ögrendim.
Sahsen tanimadigim insanlarin kaybina bu kadar üzülecegim hic aklima gelmezdi.
Kenan beyin anisina…
Ne garip!!!
“bu gün variz yarin yokuz“ sözünü hatirlatti bana…
Kim bilebilirki ömrümüzün ne kadar olacagini, kimse bilemez.
Hayat kisa, düsündükce bazen hersey yalan gibi geliyor.
Sevdiklerimizi acaba yarin görebilecekmiyiz, onlara sevdigimizi söyleyebilecekmiyiz?
Evet hayat cok kisa, bu gün gecici zaten, yarini düsünürek...
sevdiklerimize sarilalim, briakmamacasina…
Her an hersey olabilir…
15/4/2008 | Kategori:ANI DEFTERIM ve aklima takilanlar | (0) Yorum yaz! Baglanti
„Erkeklerin saltanati“ ...!!!
Sahne I.
Dün kizkkardesim yemege davet etti...
Kendisi Calisan ve yogun bir bayan olmasina ragmen evinin islerini, cocuklarin bakimini mükemmel bir sekilde yürüten bir kadin.
Evin bütün sorumlugunu yüklenmis, camasir…ütü… bulasik… cocuk bakimi… evin alisverisi vs. vs.
Bu arada uzak degil, yan binaya geciyorum kardesime gitmek icin:)
Gittigim de evini toparlamis, aksam olmasina ragmen banyosunu temizliyordu ve en son evi süpürdü sonra mutfaga girdi…
Salatayi, pilavi ve köfteleri yapmis, sadece köfteleri izgaranin üstüne atmak kalmis.
Sahne II.
Kizkardesimin esi isten geldi, öyle agir bedenen calistigi bir isi yok hani ama is istir tabi ki, yorulmustur.
Eniste bey gün asiri kosuya cikiyor. Kosu elbiselerini giydi ve kosusuna cikti…
Asagi yukari 45 dakika sonra kosusunu bitirerek ger döndügündde…
Dusa girdi. Ben bu arada sofrayi kurdum salatayi hazirladim.
Kardesim etleri izgaraya koydu…
Eniste bey dustan cikti ve sofraya oturduk.
Yemegimizi tatli sohbet esliginde afiyetle yedik.
Yemek bitti eniste bey sofradan kalkti ve söyle koltuga uzandi…
Biz sofrayi topladik… bulasiklar yikandi, tabiki makineye dolduruldu elde yikanilacak bulasiklar yikandi…
Kiz kardesim hala ayakta…
Sira geldi yegenimi yatirmaya… eli yüzü yikanacak… disleri fircalanacak… pijamalari giydirilecek.. sütü isitilacak…
Eniste bey hala uzaniyor koltukta…
Kardesimin esi cok zeki, görgülü ve iyi yetistirilmis bir erkek..
öyle oldugu halde, kendisini cok sevmeme ve saymama ragmen…
her iki sahneye sahit olunca, o an aklima takildi….
„oh be bu erkeklerin saltanati kimsede yok“ diye…
Böyle saltanati ben de olsam kimseye birakmam valla…
Yemekleri yapiliyor, önüne geliyor, yemek bittikten sonar ne sofrada ne mutfakta hicbir iz kalmiyor.
Camasirlari yikaniyor, ütüleniyor.
Cocuklarin tüm bakimi üstlenilmis durumda. Onlara sadece sevmek kaliyor.
Esime sadece “tsk. ederim canim, seni seviyorum” demek yeterli…
Kardesime "oh keyfe bak, ben sahsen birileri calisirken rahat uzanamam öyle"
dedigimde ise su cevabi aldim:
„Hep böyle abla…hic rahatsiz da olmuyor“
Sirtindaki yük kardesimin o kadar belini büküyor ki… bakalim nereye kadar sürecek,
bu yükü ne kadar yalniz tasiyabilecek… diye de düsünmedim degiil hani.
Bir gün sirtinda ki yükü bir ask kamburu gibi tasimak istemeyebilir.
Ekonomik özgürlügü olan, kendi ayaklarinin üstünde durabilen bir kadin…
Herseyi ben yaptiktan sonra senin benim hayatimda ki rolün nedir diye sorgulayabilir…
„Seni seviyorum“ demelerin bir anlami kalmayabilir…
Aklima takilan baska bir sey daha vardi…
Eger erkeklerin sürdügü saltanati kiskaniyorsak…
Eger esimize, sevgilimize „Ohhhh sendeki Saltanat ben de yok“ diyorsak..
bir durup düsünmek lazim…
Salatanat sürmesini saglayan ve bunu tesvik eden biz kadinlar degilmiyiz.
Yani anneler…
Yetistirdigimiz erkek evlatlarimiz, yarinin yetiskin „erkekleri“ olacak, yuva kuracak, erkek ve kadin iliskilerinin bas aktörleri olacaklar…
Biz annelere yavrularimizi yetistirirken büyük sorumluluk düsüyor.
Ben sahsen oglumun ileride saglikli iliski kurabilmesi icin bu günden tedbirimi almaya calisiyorum.
Bunu basarabiliyormuyum bilemem… Onu zaman gösterecek…
Ama bir gercek var…
Oglum kirli sepetine attigi pantolonun ceplerini bosaltmasi gerektigini ögrenene kadar..
Nokia cep telefonu ve cok sevdigi, koleksiyon yaptigi kartlari yikandi camasir makinesinde..
Cok göz yasi döktü o kartlar ve telefon icin..
Ama ögrendi…
Yemek vakti geldiginde „annecigim yardima ihtiyacin varmi?“ sorusuna
„birak oglum ben yaparim“ yerine „evet sofrayi kurabilirsin“ diyorum…
Sofra kaldirilacagi zaman, oglum da yardim ediyorsa…
Dogru yolda olduguma inaniyorum…
12/4/2008 | Kategori:ANI DEFTERIM ve aklima takilanlar | (3) Yorum yaz! Baglanti
dün, bugün ve yarın ... bir damla hayat…!!!
Herkesin telasi ayri, derdi ayri.
Yüreginde türlü türlü hayalleri. Kimi pes etmis artik düs kurmaktan, yalnizca gerceklerin pesinde.
Kimi gercek nedir bilmez, cesit cesit hayallerin icinde.
Iste bende onlardan biriyim sadece.
Nasilmi?
Her ne kadar düslerimin ve hayallerimin pesinden kosma coskusu hissetsemde icimde, sanki hayat bana sade ve sadece sorumluluklar sunmus.
Bu sorumluluklar benim hayal kurmak, adini koyamadigim düslerin pesinden kosmak yerine, yalnizca gerceklerin pesinden kosmaya itmis sürekli.
Neden mi böyle düsünüyorum?
Cünkü:
Cocuk oldum cocuklugun özgürlügünü tadamadim...
Aile ici siddet sayesinde bastirilmis duygularin ne anlama geldigini ögrendim, öz güvenin cocuk yaslarda beslenmesi gerektigini ve bunun yolunun ise sevgiden gectigini ögrendim.
Sonra:
Yirmibirine bastigimda hayallerimdekine hic benzemeyen bir adami uygun gördüler, bu adamla evlenirsen
mutlu olursun dediler… siz nasil uygun görürseniz dedim… ve evlendim…
Ask nedir, asik olmak nedir ögrenmeden, evlilik denen kocaman bir sorumlulugun icinde buldum kendimi.
Her nekadar benim secimim olmasada, bir kacis bir kurtulus olabilir ümidi ile kukabul ettim bu büyük sorumlulugu… Istemedigin bir elbiseyi giymek gibi bir sey bu olsa gerek.
Aslinda büyümek istemiyordum, daha doyasiya cocuk olamamistim ki.
Hep güclü olmayi ögrendim.
Yinede sevdim onu insanligini, sakinligini ve saygili tavirlarini….
Ilerleyen Zaman icinde…
gördügüm bir cok haksizliklara ragmen Hic kizmadim, hic gücenmedim, böyle olmasi gerekiyor diye mutlu olmadigim bir dünya yarattim kendime.
Farkli sartlar altinda yetismis olsaydi, belki daha güzel seyler sunabilirdi bana diye kendimi
teselli ettim sürekli…
Heyecan, ask ve sevgiyi tatmadan, sanki rüyalar aleminde yasar gibi anne olmayi koydum kafama. Senelerce bu istegimin arzumun pesinde kostum.
Emelime ulastigimda dünyalar tatlisi oglum Gökhan dünyaya merhaba derken benim hayatima derin
anlam katmis oldu.
Daha sonra´mi?
Kendi kurdugum rüyalar alemini arakama bakmadan yiktim..
Hayatim bundan ibaret olamazdi... Mutsuz asksiz ve sevgisiz bir evliligi sürdürmek istemiyordum.
Otuzbesimde cocuklu bir duldum artik. Cevrem ahlar, vahlar cekti. Onlarin gözünde belki bir
zvalliydim. Fakat bilmedikleri bir sey vardi…… bu benim secimimdi.
Yinede benim olmayan bir hayali yasamaya calistigimdan dolayi kimseyi suclamadim, yenilgiyi kabullenmedim.
Tek keske dedigim ise… neden daha once bu karari almadigim oldu..
Tüm yasadiklarima ragmen hic vaz gecmedim hayal denizinde yüzmekten.
Nasil vaz gecer, nasil pes eder insan?!?!
Simdi´mi?
Simdi kendi hayallerimi yasiyorum.
Belki bir arpa boyu yol, belki de daglar kat ettim. Ama her düstügümde kalkmayi, her kalktigimda
Kosmayi ögrendim.
Kostukca engelleri asmayi, astikca mutlu olmayi ögrendim. Yinede yasadigim her kötülügü sevdim, bana
Iyinin degerini ögrettigi icin. Umutlarimi umutsuzluga teslim etmedim.
Tabiki ben ögrendikce ve mutlu olmayi bildikce, süprizlerde hayatimda yogunlasti...
„kesinlikle olmaz“ dediklerim oldu...
Bu duygularim karsiliksiz kalmadi elbet ve bana yeni süprizler getirdi..
Bu süprizlerden birisi de kizim Dilan…
Hic beklemedigim bir anda hayatima siziverdiJ
Bakalim daha ne gibi süprizler bekliyor beni…
Bir süpriz de tutkulu bir ask yasamak olabilir.
Cünkü hep tutkulu bir ask yasamak istedim...
Gercek ask, ask oyunlari oynamadan...
Baska baska kalplerde misafir olmaksizin...
Hersey olabilir…!!! Cünkü hala hayallerim var gelecege dair..
Belki:
Bir loto ikramiyesi vurur ve ben en büyük hayalim olan memleketime türkiyeme hic arkama bakmadan,
ailemi de alip giderim bu diyarlardan…!!!
Neden olmasin..!!!
sevgilerimle Hülya
17/6/2006 | Kategori:ANI DEFTERIM ve aklima takilanlar | (4) Yorum yaz! Baglanti