DUYGULARIMIN ANYASI

“Görünenle yetinirsen eğer sadece tırtılı bilirsin.
Çirkindir ya tırtıl, gönlünü çelmez.
Görünenin ötesine geçmek istersen eğer,
aradan örtüyü kaldırıp da gönül gözü ile bakarsan,
kelebeği bulursun karşında.
Güzeldir ya kelebek, gönlün ona akar.
Lakin gönül gözünle görürsen eğer,
kelebeğe değil tırtıla sevdalanırsın.“
Elif Safak – Pinhan
Beş yaşında ele avuca sığmayan kızıyla alış verişe giden bir anne, bir yandan alışveriş yapıyor bir yandan kızıyla ilgileniyor. Sürekli sağa sola el atan kızı yüzünden hayli zorlanıyor. Mağaza’da dolanırken, çikolata reyonunu gören çocuk aniden annesinin ellerinden kurtulup, “Ben çikolata isterim! Ben çikolata isterim!” diyerek çikolata reyonuna adeta saldırıyor!
Ufacık boyuyla elini çikolata kutularına uzatınca haliyle birkaç kutu çikolata yerlere dökülüyor. Mağazada alıveriş yapanlar kızın hem ısrarına hem de ortalığa dağıtmış olmasından dolayı anne ve kızına bakıyorlar. Mağaza görevlileri annenin yanına gelip yerlere dağılmış olan çikolataları topluyorlar. Anne gayet sakin bir şekilde kızının elinden tutuyor ve “Kızım Ayşe sakin ol! Bak alışverişi bitirip evimize gideceğiz.” diyor.
Kasaya yaklaştıklarında bu sefer küçük kız kasanın önünde duran şekerlere saldırıyor; “Anne ben şeker isterim! Anne ben şeker isterim!” diye bağırarak şeker kutularına el atıyor. Şeker kutularının yerlere dökülmesiyle yine mağazadaki diğer müşteriler onlara bakıyor. Mağaza çalışanları sinirlenseler bile, belli etmemeye çalışarak yerlerdeki şekerleri topluyorlar. Kadın yine gayet sakin bir şekilde kızının elinden tutuyor ve “Kızım Ayşe sakin ol! Bak alışverişi bitirdik. Hesabı ödeyip eve gideceğiz” diyor.
Hesabı ödemek için kasaya yönelen anne, kasiyerden bozuk paraları alıp çantasına yerleştirirken küçük kız bu seferde annesinin ellerine saldırıp “Anne ben para isterim! Anne ben para isterim!” diye bağırmaya başlıyor. Tabı bu esnada cüzdana saldırdığı için bozuk paralar yerlere saçılıyor.
Herkes, bir yandan çocuğun sonu gelmez istekleri ve yaramazlıkları karşısında sinirlenirken, anne yine sakin bir şekilde kızının elinden tutuyor ve “Kızım Ayşe sakin ol! Bak hesabı da ödedik şimdi eve gidiyoruz” diyor.
Tüm bu olup bitenlere şahit olan yaşlı bir teyze anneye yaklaşıp, ”Hanımefendi! Ben 5 tane çocuk büyüttüm. Etrafımda da o kadar anne gördüm. Evladına karşı sizin kadar sabırlı birini hiç görmedim. Kızınız Ayşe’ye karşı ne kadar sabırlısınız?” diyor.
Kızının elinden tutmuş ve mağazadan çıkmaya hazırlanan anne, yaşlı teyze’nin yüzüne bakarken hafifçe gülümseyerek “Teyzeciğim benim kızımın adı Ayşe değil ki! Kızımın adı Fatma.” diyor.
Yaşlı teyzenin şaşkın bakışları arasında cümlesini tamamlıyor:
“Ayşe benim adım!
Ben kızımı değil kendimi sakinleştiriyorum!”
Bana hic yabanci gelmeyen bu hikayeyi okdugumda, yüzümde bir tebessüm belirdi...
Bu tür durumlara tahammül edebilmek, annelik sevkati ile baglantili olsa gerek...
Düsündüm de
Ben bir anne olarak neler yapiyorum bu durumlarda?!?!
Fazlasiyla taviz verdigimi düsündügümde,
saabrim tasacak konuma geldiginde... yutkunup gülümseye calisisyorum,
bagirip cagiracak olsamda,
O tatli yaramaz kizimin bana bakisini görünce,
Genellikle yumusuyorum...
Onu icime sokasim geliyor...
Cocuklarim sürekli türlü muziplikler ile sabrimi tasirmaya calissalar bile...
onlarin büyülü bir gücü olduguna inaniyorum.
Sonucta onlar sinirlarini ögrenmeye ve tanimaya calisiyorlar...
Bu da onlarin gelisiminin dogal bir parcasi.

"Günlerim hep orta şekerli benim,
Hayallerim hep bol köpüklü,
Kahve fincanında kayboldu ümitlerim,
Gönlüm alabildiğine sevdâ yüklü,
Benim hayallerim hep bol köpüklü"
Uçurtma rüzgarı gibi
Kısa süreli
Oldukça güçlü,
Dağıtırken düşüncelerimi
Söneceğini zannettiğim
Kuytularda yüreğimin
Alevini körükledi
Havalanırken
Bilmediğim hayallerim varmış,
Öğreniyordum
Öyle yabancıymışım ki yüreğimin sesine
Anlayamamıştım,
Anlamayı istememiştim
Belki de korkuyordum
Geriye bakarken
Kısacık bir uçurtma zamanı
Sevinçliydim çocuk gibi
Gülümsemeyi öğreniyordum
Korkularımın içinden
Geçmiş acılaşmıştı birden
Algılamalarım mı değişti,
Anlamlandırmalarım mı,
Yanarken
Daha önce yaşamamıştım
Sanki yolun başında
Küçücük hissettirecek kadar büyük
Mutluluktu uçurtma zamanı
Uzun sessizliğim mi
Kısa uçuşum mu
İpimi gerdi
Uçarken
Şimdi rüzgar durdu,
Ağaçlara takıldı uçurtmam
Varlığını yokluğuyla ölçerken
Yüreğimde
Binlerce güvercin havalandı
Rüzgarından geriye
Bir kayıp duygusu kaldı
Düşerken
Artık yeni algılamalarım, yeni anlamlarımla
Bakarken geçmişe
Korkunç biçimler,
Biçimsiz sessizlikler peşimde
Yüreğim yaralanmış,
Kırılmış,parçalanmış bir uçurtma
Uçurtma rüzgarı yok ama
Yeni bir ben var yaşamımda
Yaşarken
Yaralarım görünmez yerlerimde
Uçurtma rüzgarı kaldı düşlerimde
Uçurtma hüznü gözlerimde
Ateşi söndü yüreğimde
Uçurtmam karanlıklar içinde
Ağlarken karanlığım
'Siyah hep çocuk kaldı ' yüreğimde.
Didem Esen



Sizi bilmem, ama ben karar verdim.
Su gibi duru olup hep akmaya,
Baska sular taniyip, çogalmaya,
Dalgalanmaya, tasmaya...
Son günlerde çok düsünür oldum,
Zor zamanlari çabuk atlatir oldum.
Yalniz miyim insanlar içinde?
Arkadaslarim, asklarim içimde.
Yara aldim bundan iki yil önce,
Hiç susmadim, sarki söyledim günlerce
Artik kisa cümleler kuruyorum,
Sevdiklerim, sevmediklerim yanimda.
Kabullendim herseyi oldugu gibi.
Yola çiktim, yarinlara...
Son günlerde çok düsünür oldum,
Zor zamanlari çabuk atlatir oldum.
Bakiyorum aynaya her gece,
Içim rahat, biraz yorgunum sadece.
Hayatima giren herkese,
Yasanmis her seye
Tesekkürler büyüyorum sizinle...


ANA MENÜ
KATEGORİLERİM
SON YAZILARIM
ARKADAŞLARIM
BAĞLANTILARIM
RSS
Türkiyem
Genc KIZ SIGINMA EVi
Nostaljim.org
Show Radyo
BLOGCUYA UYARLAMA

BLOG SAYACI